Dışarı Çık!

En çok haftasonları özlüyorum İstanbul’da olmayı. Hele ki son zamanlarda, sosyal ağlar ve bilimum diğer internet tabanlı araçlar sayesinde, insanların ne kadar da güzel zaman geçirdiklerini gördükçe insan özlüyor, ister istemez.

Ben, How I Met Your Mother dizisini severim. İçinde kimi zaman özlem duyduğum, kimi zaman da imrendiğim, ama ulaşma olasılığımın çok düşük olduğu ve benim bunu yeni farkettiğim, kabullendiğim, bu sayede de daha mutlu olmaya başladığım şeyler içeren bir dizi. Kendimde isteyip de bulamadıklarımı, oradaki karakterlerde bulduğum için de izlemekten çok keyif alıyorum. Bir de Kavak Yelleri vardı, ama artık dayanılmaz bir durum aldığı için, onu bıraktım bir süre önce.

Bugün, İstanbul’da yaşayan bir arkadaşımın, hava süper olmasına rağmen dışarı çıkmak istememesi üzerine özlemim depreşti ve How I Met Your Mother’da geçen benzer bir olay aklıma geldi. New York dışından, New York’a gelen biri, dışarı çıkmak istemeyen insanları çıkmaya razı eden, tarihi bir tirada imza atmıştı. O zaman oldukça gülmüştüm. Artık anlıyorum, insanların elindekinin kıymetini bilmemelerinin ne olduğunu (Bu kısım, o arkadaşımdan tamamen bağımsızdı). Bunun üzerine ben de o dizidekine benzer bir tirad attım ama, işe yaramadı:

Dünyanın en güzel şehirlerinden birinde yaşıyorsun, şu anda Denizli’de, Çorum’da, Karlsruhe’de ve hatta Münih’te senin yerinde olabilmak isteyen ama her yer kapalı olduğu için (pazar günü, malum), Starbaks, kilise ya da eve tıkılmış insanları düşün! Kahve içmeyi mutluluktan sayanları düşün! Ve onlar için çık dışarı, gez!

Ama dedim ya, işe yaramadı…

Biterken Mercan Dede – Napas çalıyordu.

Sohbete katılın

4 yorum

  1. ewet altucaaan! senin de ozledigin gibi bir hafta sonu istanbul’da olabilsen, istemesen de dısarıda bulacaksın kendini =)

    ne yalan soyleyeyim, ben de ozledimmm.. her haftasonu elalemin weletleriyle ugrasmaktansa senle ugrasmayı tercih ederim =))

    hadiii! gel de, cıkalım gezelim =)

    bu arada deniz’i we seni beni hic takmadıgınız icin kınıyorum =p

    1. Zaten çıkacağıma şüphem yok =). İstanbul bu, sever beni, üstelik koşulsuz =P.

      Hahaha, o kadar mı kötü be elalemin veledleri? Hayır kendimi düşünüyorum, bana bile tercih edilmeyecek gibilerse, çok çok kötü durumun =)

      Deniz’i döverim ben, seni üzmüş madem (yazar burada kıvırıyor ve zeytinyağı gibi üste çıkıyor).

  2. Vayy Istanbul’u hayal etmek için harika bir parça bu!! Çok hoşuma gitti. Dinlerken İstanbul’un birçok farklı sokağını gezdim diyebilirim.

    Ben yalnız olduğum haftasonlarında hava da güzelse eğer, rastgele ara sokaklara dalardım. Bir manzarası olmayan, bana eğlenmem için birşey sunulmamış yerlerde gezerdim. Oralarda hayal kurması daha zevkli oluyor. Bizim Çapa’nın arka taraflarından girip Aksaray’dan ya da Samatya’nın oralardan denize dökülürdüm 🙂 Beklenmedik zamanlarda da eski bir ev, rum kilisesi veya eski bir cami çıktığında da mutlu olurdum.

    Ben de çok sık İstanbul’u özlüyorum. Askerlik durumu olmasa şimdiye geri dönmek için kararımı çoktan vermiştim 🙂

    1. İstanbul, üzerinde yaşayan ve o şehre hiç mi hiç yakışmayan insanları çıkardığında, daha güzel bir yer görmedim henüz. Ama işte şehirler, yaşamak için düşünüldüğünde, içinde bir çok değişkeni barındırıyorlar. Buna insan faktörü de dahil, askerlik durumu da.

      Senin o gezintilerini biliyorum Deniz. Bazen bizim eski maillere bir data mining yapsam diyorum. Ama o kadar kaynak yok bilgisayarımda.

      O değil de, artık yazışmıyoruz. Olmaz bu iş böyle!

Yorum Gönderin

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: